Öne çıkan

First blog post

This is the post excerpt.

Hayat ne kadar tuhaf ve basit. Dert ettiğimiz durumların aslında önemsiz olduğunu düşündüren yeni dertlerle karşılaşarak geçiyor.

Her karşılaştığımız sorun(!) bir sonraki gelecek badirenin ağırlığını hissettiriyor.

Tahmin etmek, ince düşünmek, empati kurmak vs. iletişimin devamını değil ben merkezli “ego” nun daha az hasar görebilmesi için kullanılmaya başlanır.

Hataların bile bastırıldığı amansız dertler.

Herkesi aynı anda mutlu etmenin reçetesi var mı diye düşünmeye başladım. Herkesi haklı çıkarabilecek minik bir sebep de kafî. Malesef yok.

Beni ve sevdiklerimi koruyabileceğim bir super güç hayali kurarken anneme hürmet etmek ne guzel şey. İnsan insanı nede sevmez, sevmekten vazgeçer?

Hayal kırıklığı yoktur, özü gereği kırıktır!

Hiç beklemediği bir anda, bir insan gelir ve “ben üst insanım sana istediğin herşeyi vadediyorum” der gibi mükemmel davranır.

Bir insanın okşanması gereken en büyük zaafı ‘ ego’ sunu aralıksız okşar. Duymak istediğin şeyler kulağına fısıldanır. Görünümün harikadır. Herşey sevgi ile başlar sevgi ile bölünür. Hayatın olağan akışına aykırı değil mi?

Bu mümkün müdür? İnsan düzene deģil kaosa daha yatkındır ve negatif durumlara daha alışıktır. Bir anda bir insan gelip herşeyin aksini iddia ederse ona affedersiniz sözünüzü sahtekarlığınız ile bölüyorum diye engel olmalısınız, durdurmalısınız.

Neden mi?

Çünkü beğenilme duygusu uğruna olmayacak ilişkiye başlıyorsunuz ve kendinizi boş bir kuyuya, bir aylığına veya yıllığına hatta ömrünüzün son demine kadar, atıyorsunuz.

Çünkü çorak toprağa tohum ekilmez, elma ağacının altına armut düşmez.

Çünkü atomu parçalamak için kullanılan enerji bir insanın kalbini kırmak uğruna harcanıyor. Sevgi ile başlanan cümleler büyük hayal kırıklıklarıyla sona eriyor.

Çünkü evren karmakarışık ve mitolijik destanların yayıldığı topraklarda büyüdük. Her zaman çemberin dışında bir etki oldu. O nedense hep kötü ve saldırgandı. Çemberin içindekiler her zaman bu korku ve endişelerle yaşıyordu. Ancak sonunda Çemberin içinden biri çıkar ve o dış etkiyi yok eder, muhimsizleştirir.

Biri gelip “seni seviyorum” dedi mi önce şunları sorun kendinize? Nasıl, ne zaman ve ne koşullarda?

Çünkü birileri sadece hayat olağan akışında iken sever sizi: mutsuz, kızgın, mesafeli uzaklıklarda ve tüm kargaşada sizi sevmez; kalbinizi ve en önemlisi size inandırdığı hayalleri darma duman eder.

Artık hayal kırıklıklarını dillendirmekten vazgeçin! Hayal kırıklığı yoktur, özü gereği kırıktır.